Tariki Mustafa Paşa Kulesi Ada Sofra Olarak Açıldı
TÜRSAB’ın Yaza Merhaba davetinin organizasyonunu üstlenen ADASOFRA’nın açılış gecesinin onur konuğu Ortakent-Yahşi Belediye Başkanı Mehmet Onur Şahbaz’dı. Ada Turizm sahibi Vedat Semiz 1997 yılında mülkünü satın aldığı Mustafa Paşa Kulesi’ni orijinaline uygun olarak Yük.Mimar Ahmet İğdirligil’e restore ettirdi.Kulenin iç mimarisi yine orijinaline sadık kalınarak İç Mimar Özben Saygün tarafından tamamlandı.Akdeniz mutfağı ağırlıklı restaurant ve bar olarak hizmet veren Adasofra’nın işletmeciliğini Berna Yavuzlar ve Özben Saygün birlikte yürütüyorlar. Ortakent-Yahşi Belediye Başkanı Mehmet Onur Şahbaz Belde’de 12 ay hizmet veren kaliteli işletmelerin açılmasının sevindirici olduğunu ve belediye olarak bu tip yatırımlara her zaman destek vereceklerini söyledi.Geceye eşi Gül Şahbaz ile katılan Başkan Şahbaz, Türsab Bodrum Yürütme Kurulu üyeleriyle sohbet etti.İşletme sahibi Vedat Semiz’den Kule’nin restorasyonu ile ilgili bilgiler aldı.Kule, Türkiye’nin ilk tek odalı oteli olma özelliğini taşıyor. Mustafa Paşa Kulesinin Tarihi Bodrum yarımadasındaki günümüze kadar ayakta kalabilmiş en eski evlerden biri olan Mustafa Paşa Kulesinin (Osmanlı kulesi) yapılış tarihini Avram Galantili 1601 olarak vermektedir. Bölgenin 400 yıl önceki durumunu düşündüğünüz zaman binanın önemi daha da artmaktadır. Tamamen savunma amacına uygun olan bina yığma taş tekniği ile yapılmış. Bahçesinde tarihini saptayamadığımız küçük bir hamamı vardır. Kule 23.03.1965 tarihinde eski eser olarak tescil edilmiş. 1972 yılında Sn. Behruz Çinici’nin mülkiyetine geçen kulenin 1979 yılında onarım izni çıkmış ve 1979–1981 yıllarında Sn. Nail Çakırhan tarafından restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Yarım kalan restorasyon çalışması akabinde kule el değiştirip, 1996 yılında Sn Vedat Semiz tarafından satın alınmıştır. Röleve, restitüsyon ve izin çalışmalarının ardından, Ekim 2000-Ocak 2003 tarihleri arasında Mim. Ahmet İğdirligil ve ekibi tarafından restore edilmiştir. Yıllarca metruk durumda kalan kulenin 1996 yılındaki durumu bir harabeden farksızdı. Ahşap kısımları tamamen tahrip olmuş, kat aralarına konulmuş olan taşıyıcı ahşap kirişler kısmen çürümüş, güney batı cephesindeki taş duvarda büyük bir çatlak vardı. Daha önce Nail Çakırhan tarafından yapılmış olan tespitler ve çekilen fotoğraflar yardımı ile restorasyon projesini oluşturmak mümkün oldu. Tahkikler neticesinde ilk restorasyon çalışmaları sırasında yapılmış olan betonarme çatı, statik açıdan zayıf bulunup tamamen sökülerek tekrar yapılmış, çatlak duvar sökülüp yeniden örülmüş, kat aralarındaki ahşap kirişler de yeniden yapılmıştır. Kulenin giriş kapısının önündeki zemin kazılarında köprünün, bağlandığı bölümü temelleri bulunarak giriş kapısı ve köprü eskisine uygun olarak yeni yapılmıştır. Ahşap bölümlerde sedir ağacı kullanılmış ve üst bölümdeki kalem ve alçı işleri Dr. Kaya Üçer ve ekibi tarafından yapılmış, bahçedeki harap durumdaki hamam sağlamlaştırılıp olduğu gibi korunmuştur. Projede önemli bir konuda da vaziyet planında görülen 2,4 ve 5 nolu binaların bulunduğu küçük parseller de satın alınarak kule ile birlikte bir kompleks oluşturulmasıdır. 2 ve 4 nolu binalar wc ve duş ilavesi ile bağımsız kullanılabilecek birimler halinde tasarlanıp restore edilmiş, çökmek üzere olan 5 nolu bina da yıkılıp yeniden yapılarak mutfak olarak tasarlanmıştır. Hamam ile arasında planlanan pergolalı teras ve kuzey yönündeki gölgeli oturma alanı yazları dış mekân kullanımına hizmet etmektedir. Böylece kulenin içine kapalı yapısına karşıt olarak açık hava kullanım alanları yaratılmıştır.




